KIRMIZI KALİFORNİYA SOLUCANI’NIN GENEL ÖZELLİKLERİ

Kırmızı Kaliforniya Solucanı olarak adlandırılan Eisenia Foetida, aslında bir kültür solucanıdır. Kaliforniya Enstitüsü’’nde kültüre alındığından Kaliforniya Solucanı olarak adlandırılmıştır. Yapıları diğer solucan türlerine göre oldukça farklıdır. Bir adet yetişkin Kaliforniya Solucanı yaklaşık 0,24 gr ile 1,4 gr ağırlığındadır. Her solucan kendi ağırlığının %55’’i kadar gübre üretebilme özelliğine sahiptir. Uzunlukları 25 mm ile 100 mm arasında olup, kalınlıkları 5 mm ile 7,5 mm arasında değişmektedir.

Solucanların vücutlarının yaklaşık %75 ile %90’’ı sudan oluşmaktadır. Kırmızı Kaliforniya Solucanları vücutlarında hem erkek hem de dişi üreme sistemlerini barındırırlar; yani çift cinsiyetlidirler. Ancak üreme için çiftleşmeleri gerekir. Bir “Kırmızı Kaliforniya Solucanı” ortalama 2-3 yıl yaşamaktadır. En uzun yaşayanlarının ömrü ise 5 yıldır. Koyu kırmızı bir renge sahip olup, güneş ışığını sevmezler. Doğrudan güneş ışığı aldıkları takdirde kısa sürede kuruyarak ölürler.

YAŞAM KOŞULLARI

Solucanlar, geniş bir sıcaklık aralığında yaşamlarını sürdürebilirler. Onlar için en ideal sıcaklık aralığı 15 ile 25°C’‘dir. Solucanların aktiviteleri 10°C ‘nin altında yavaşlar. Nemli ortamları severler ve deri solunumu yaptıkları için ortamın nemli olması solunum yapmalarına yardımcı olur.

Solucanların yaşamak için bir başka ihtiyacı da oksijendir. Oksijen tüketir ve karbondioksit meydana getirirler. Yaşam ortamlarındaki bir başka önemli parametre de ortamın pH değeridir. Her ne kadar 4.5 ile 8.0 pH arasında aktif olsalar da en uygun pH değeri 7.0’’dır.

Solucanların gözleri yoktur; dolayısıyla da göremezler. Fakat ışığa karşı duyarlı oldukları için mümkün olduğunca ışıktan kaçarlar. Bu nedenle gündüzleri bulundukları gübrenin içinde kalırlar. Fakat geceleri bulundukları gübrenin üstüne çıkar, hatta bulundukları ortamdan çok memnun değillerse dışarı çıkarlar. Bu nedenle kullanılan mamadan emin olana kadar mutlaka gerekli aydınlatma yapılarak dışarı çıkmaları engellenmelidir. Olası elektrik kesintilerini de düşünerek alternatifler üretilmelidir.


ÜREME VE GELİŞİM

Solucanlar çift cinsiyetlidir (hermafrodit). Bu nedenle hem sperm hem de yumurta hücresi üretebilirler. Ancak üremek için birbirleriyle çiftleşmeleri gerekir. Vücutlarının karın kısmının ön tarafında 9 ile 12. boğumlar arasında çiftler halinde erkek ve dişi genital üreme organı deliği vardır. Erkeklik organı gözenekleri kıl gibi ve C harfi şeklinde olup dişilik organı ise sırt bölgesine yakın bulunmaktadır.

Uygun şartlarda ortalama 5 ile 7 günde bir özel kozalar içerisinde bıraktıkları yumurtalarla çoğalırlar. Bu kozalar elastik olup limona benzer şekilde ovaldir ve yeni bırakılmış kozalar açık sarı renktedir.

• Kozalar erginleştikçe renkleri kahverengiye dönüşmektedir. Bu kozaların çapı ise 0,2 cm ile 0,4 cm arasında olup her bir kozanın içerisinde yaklaşık 1 ile 21 adet solucan yumurtası bulunmaktadır.

Kozadan çıkan yavruların ilk anda uzunlukları 0,4 ile 0,7 cm arasında değişmektedir. Görünüşleri ince bir iplik parçası gibidir.

• Kozadan çıktıkları anda ağırlıkları yaklaşık 1 mg civarındadır. İyi bir beslenme ile yaklaşık 60 gün içerisinde 300 ile 350 mg ağırlığına ulaşırlar.

• Yetişkin hale gelmeleri yaklaşık 5 ile 6 ay sürebilir. Bu süreçte ağırlıkları 1 ile 2 gram arasında olur. Cinsel erginliğe ise doğumdan 9 ile 10 hafta sonra ulaşabilirler.

En iyi çiftleşme zamanı Mayıs ile Temmuz ayları arasındadır. Bu dönemde her bir solucan 18 ile 26 kadar koza bırakabilmektedir. Her bir yılın sonunda sağlıklı bir solucan popülasyonu yaklaşık 8 ile 10 kat arasında artar.

HAREKET SİSTEMLERİ 
•

Kırmızı Kaliforniya Solucanı oldukça hızlı hareket edebilen bir türdür. Bunun temel sebebi ise vücutlarının etrafında bulunan kas sistemleridir. Uzunlamasına bulunan halka şeklindeki bu kaslar hareket etmelerini ve toprak kazmalarını sağlar.

Solucanlar bir bakıma toprak için de çok önemli canlılardır. İçerisinde dolaştıkları toprağın kabarmasına neden olarak hava almasını sağlarlar.

SİNDİRİM SİSTEMLERİ

Solucanların vücut yapıları iç içe geçmiş iki boru gibidir. Dış bölümdeki boru vücutlarını kaplayan deriyi, iç kısımdaki boru ise sindirim sistemlerini oluşturur. Besin ilk olarak ağızdan geçer ve yemek borusu ile gırtlakta birikir. Daha sonra parça parça porsiyonlar halinde mideye geçen besin burada sindirilir.

Sindirilen besin ince ve kalın bağırsaklardan geçer ve rektumdan çıkar. Sindirilip rektumdan çıkan bu besin küçük granül koprolitler şeklindedir.

• Koprolitler, humik asit ve bunların tuzlarını içerirler. Bu yüzden toprağın yapısını düzenleyen, havalanma ve su tutma özelliklerini iyileştiren, mekanik strese dayanıklılığını artıran ve toprağın verimini artıran bir madde özelliği taşırlar. Ayrıca koprolitler çeşitli miktardaki toprak mikro florlarının mikrobiyolojik aktivite merkezidir.

Solucanlar topraktaki çürümüş organik atıkları tükettikten sonra %90’’ını dışkı olarak dışarı bırakırlar. Dışarı bıraktıkları bu gübre içerisinde 5 kat daha fazla azot ve potasyum, 7 kat daha fazla fosfor ve 2 kat daha fazla kalsiyum bulunur.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *